73 Kilo Veren Fahri Bey’in Zayıflama Hikayesi

Henüz 42 yaşında bir banka memuru olan Fahri Bey, hayatını kâbusa çeviren kilo problemini ve gittiği psikiyatristin önerisiyle başladığı kilo verme yolculuğunu bizlerle paylaşıyor. Hayatını değiştirme öyküsünün kendisi gibi aynı sorunları yaşayanlara yol göstermesini umuyor. Biz de diliyoruz ki Fahri Bey’in kalan hayatı sağlıklı geçsin ve tüm okuyucularımız hedeflerine bir an önce ulaşabilsinler.

Yokluk Döneminin Baskısı

Çoğu kilo problemi yaşayan insan gibi ben de çocukluğumdan beri iştahlı ve kilolu biriydim. “Genç irisi maşallah” diye severdi komşu teyzeler.

Otoriter bir adam olan babam, sofrada tabağımıza konan yemek ve önümüzdeki ekmek dilimleri bitmeden masadan kalkmamıza izin vermezdi. Can boğazdan gelir düşüncesiyle büyümüştü kendisi de. Savaş sonrası çocuklarındandı. Çok yokluk görmüş çok fakirlik çekmişti. Küçük bir çocukken yediği darı ekmeklerinin sert çamurumsu tadını ve beyaz ekmeğe hasret hayatlarını anlatırdı. Her türlü hastalığın yokluk ve düzgün yemek yememekten kaynaklandığını söylerdi bize. Bizim de güçlü ve sağlıklı kalabilmek için yemekten başka çaremiz yoktu. En azından onun gözünde öyleydi.

Bir Pehlivan Yetişiyor

Henüz 14 yaşındayken 183 boya 109 kilo olmuştum. Her gün salonun giriş kapısındaki kirişe boyumu işaretleyip bir gün kapıdan zor girebilecek bir boyuta ulaşmayı dilerdim. Çocukluk işte. Sabah kahvaltıda tereyağı içine kırılmış yedi yumurta yanında bir, bir buçuk somon ekmek tüketmem işten bile değildi. Öğlen ve akşam yemekleri de keza. Ne kadar iri olursam insanlar arasında o kadar güç ve söz sahibi olabileceğimi düşünüyordum nedense ve bir o kadar da sağlıklı. Babam artık pehlivan diye seslenir olmuştu bana gururla. Bu bilinçsiz gurur nedense o günlerde benim için en anlamlı şeydi. Bir pehlivan olabilmek.

Meryem’le Tanışmam

Soğuk ve karlı bir kış günü küçük bir kazayla oldu Meryem’le tanışmamız. Artık üniversite son sınıf öğrencisiydim ve her genç erkek gibi gelecek için umut dolu planlarım, beklentilerim vardı. Ders çıkışı eve dönerken tam bir sokağın köşesini dönecektim ki birden köşenin diğer tarafından gelen ufak tefek bir kızın ayağı kaydı ve ne olduğunu anlamadan tam karnıma doğru çarparak durdu. Gayri ihtiyari kollarından tutarak düşmesine engel olmaya çalıştım. Gövdem ona yastık vazifesi yapmış ve düşmekten kurtarmıştı. Korkuyla büyümüş kocaman kahverengi gözlerini açarak bana baktı ve o bakış bütün hayatımı renklendirecek bir ışığa bıraktı yerini. Gövdemin iriliği işe yaramış buzlu zeminde düşüp bacağını kırmaktan korumuştu Meryem’i.

Gençlik Aşkı

Haftalar geçtikçe okul kampüsünde ve gidiş geliş yolunda sık sık karşılaşır olduk Meryem’le ve dostluğumuz kısa sürede derin bir bağlılığa, tutkulu bir sevdaya dönüştü. İlk başlarda her şey iyiydi. Gövdemin iriliği onun gözünde bir süper kahraman gibi görünmeme sebep oluyor, arkadaşlarına ve ailesine beni tanıtırken “işte beni kurtaran çocuk” diyordu övgüyle.

Okul bitip ben bir bankada iş bularak çalışmaya başlar başlamaz evlendik. Bir yıl sonra bir kız çocuğumuz, üç yıl sonra da bir oğlumuz oldu. Kilom fazla da olsa hemen herkesin gıptayla baktığı mutlu bir aileydik. Bu arada çalışma hayatının getirdiği sıradanlık ve yaşımın ilerlemesiyle beraber kilo alışım arttı.

33 yaşıma geldiğim zaman 189 cm boya 158 kiloydum. Artık neredeyse gençlik hayallerimdeki “kapı gibi adam” formuna ulaşmıştım. Bu arada sigaraya başlamıştım ve yavaş yavaş tansiyonumda dengesizlikler ortaya çıkmaya başlamıştı.

Gerçeği Fark Ettiğim An

Gittiğim doktor tansiyon ilacı ile beraber tuzu kesti ve acilen kilo vermem gerektiğini söyledi bana. O ana kadar iriliğim benim için bir gurur kaynağı iken doktorun söyledikleri bir tokat gibi çarptı suratıma. Kilolu hatta obezdim ve babamın tüm söylediklerinin aksine yanlış besleniyordum. Doktor bunu o zamana kadar hiç anlamamış olmama inanamaz gözlerle baktı.

İlacın etkisi ve gençliğin getirdiği dirençle kısa sürede toparladım ve hayatım bir süre daha bana söylenenleri tam olarak idrak edemediğim bir şekilde devam etti. Doktorun verdiği ilaçları kullansam da kilomla ilgili söylediklerini kısa sürede unutmuş ve günlük yaşantıma geri dönmüştüm. Ta ki bir gün iş yerinde yediğim ağır bir öğle yemeğinden sonra göğsümdeki şiddetli ağrıyla yığılıp kalıncaya kadar.

Gözlerimi açtığım zaman bir hastane odasında kolumda serum takılı ve göğsümün üzerine yapıştırılmış küçük yuvarlak plastik algılayıcılarla kalp hareketlerim monitörize edilirken buldum kendimi. Meryem başucumda ağlamaktan şişmiş kırmızı gözlerle bakıyordu bana.

Gözlerimi açtığımı görünce “İyi misin?” diye sordu heyecanla, sonra dua eder gibi bir şeyler mırıldandığını fark ettim. Yaşıyor olduğum için Tanrı’ya şükrediyordu. Taburcu olurken doktor reçetenin yanında bir diyetisyene yönlendirdi beni ve kontrollere mutlaka giderek düzenli beslenme ve hareketle kilo vermem gerektiğini söyledi bana. Yaşamak için kilo vermeliydim.

Hayatımı Yönlendirmek İçin Arayışlarım

Sonraki beş yılım diyetisyenler, kontroller, akşam yürüyüşleri ve kendimi kandırmalarla geldi geçti. İlk başlarda geçirmiş olduğum kalp krizinden oluşan korkunun etkisiyle düzenli gittiğim diyetisyenin önerilerine ve yürüyüş programına dikkat ederek 5 ayda 27 kilo vermiş ve 131 kiloya inmiştim.

Kilo vermiş olmanın etkisiyle kendimi daha iyi hissettiğim için diyetime ve yürüyüşlere eskisi kadar dikkat etmemeye başladım. Bir süre sonra verdiğim kiloları yavaş yavaş geri almaya başladım. Altı aya kalmadan 168 kilo olmuştum. Bu kez tansiyonun yanında şeker hastalığı da başlamış, vücut kimyamı düzene sokabilmek için her gün avuç dolusu ilaç almaya başlamıştım. Arayıştaydım. Bir süre sonra kilo verebilmek adına içmediğim bitkisel çay, gitmediğim diyetisyen kalmamıştı. Kısa süreliğine olsa üç beş kilo versem de ne yazık ki tekrar geri alıyordum.

Çöküş Dönemi

Sonuç vermeyen çırpınışlarla 4-5 yıl geçti. Giderek artan kilomun yanı sıra sağlık problemlerim nedeniyle ne iş ne ev hayatım maalesef eskisi gibi huzurlu ve yolunda değildi. Bir zamanlar gururla taşıdığım ve kendimi pehlivan gibi hissetmeme sebep olan kilom, çocuklarımın dahi benden utanarak uzaklaşmalarına sebep olan büyük bir problem haline gelmişti. Dışarıya benimle çıkmaktan çekiniyor türlü sebepler göstererek çevrelerindeki insanlara beni göstermekten kaçınıyorlardı. Çok üzülüyordum. Çaresizdim. Derin bir bataklıkta çırpınmaya çalıştıkça daha çok dibe batıyor gibiydim.

Huysuzluğuma dayanamayan eşim de giderek benden uzaklaşmış, eskisine göre daha huzursuz ve mutsuzdu. En küçük bir olayı büyütüp kavga eden biri olmuştum. Hayatı herkes için çekilemez bir hale sokuyordum. Elimde değildi, haksız olduğumu bilsem de içimde oluşan bu aşağılık kompleksini yenemiyordum.

Bir gün işten eve geldiğim zaman evde kimsenin olmadığını fark ettim. Bu hiç normal bir şey değildi. Eşim eve geliş saatimde evde olmaya çok özen gösterirdi. Belli ki yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Bütün odaları tek tek dolaşıp ne olduğunu anlamaya çalıştım. Önce pek bir şey anlamadım. Saatler ilerleyip de gelen giden olmayınca annesini aradım. Oradaydı. Beni terk etmişti.

Yeniden Doğuşum

Sonrası uzun bir süre devam eden depresyon ve bunalım dönemi. Bir gün iş yerindeki amirim beni odasına çağırarak hayatı boş vermişliğin getirdiği ve işe yansıyan hatalarımı gösterdi. Maddi değeri oldukça yüksek olabilecek birkaç işlem hatası yapmıştım. Neyse ki kontrol edenler fark edip düzeltmiş ve amire bildirmişlerdi. Ama böyle giderse işimi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirdim. Bana güvendiği bir psikiatristin telefon numarasını vererek hemen arayıp randevu almamı sağladı.

Daha ilk randevuda kilolu olmanın benim için ne yazık ki çocukluktan gelen bir yaşam şekli olduğunu söyleyen doktor bana tüp mide ameliyatı olmayı önerdi. Ekim 2014 de tüp mide ameliyatını oldum. Altı ay sonra 95 kiloya düşmüş neredeyse hayatımda hiç olmadığım bir şekilde sırım gibi bir delikanlı haline gelmiştim.

Huysuzluğum azalıp kendime güvenim artınca eşim ve çocuklarım eve döndü, iş yerindeki problemlerim sona erdi. Şimdi artık benimle görünmekten utanmayan çocuklarımla haftanın iki günü halı saha maçı yapıyor, her yere birlikte gidiyor ve çok şükür eskisinden de huzurlu bir hayat sürüyoruz. Ve en önemlisi artık hiçbir ilaç kullanmam gerekmiyor.

Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu genç bir diyetisyenim. Zayiflamaiksiri.com sitesinden geniş bir kitleye ulaşmak ve insanların kilo verme süreçlerinde destek olmak istiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. 73 Kilo Veren Fahri Bey’in Zayıflama Hikayesi için yorumda bulun

    73 Kilo Veren Fahri Bey’in Zayıflama Hikayesi için henüz bir yorumda bulunulmamış! Hemen üst alanda bulunan formu kullanarak 73 Kilo Veren Fahri Bey’in Zayıflama Hikayesi için ilk yorumu yapabilirsin.